Habitat Değişimi ve Yayılımı

Biyoçeşitliliğe karşı olan en büyük tehditlerden biri; kalkınma ve tarım yoluyla doğal toplulukların (türlerin) kaybolmasıdır. Çok geniş orman arazileri, ekili araziler ve açık alanlar; kentsel ve diğer kullanım amaçlarına dönüştürülmektedir. Sonuç olarak, doğal toplulukların farklı türlerinde büyük ölçüde bir azalma olmaktadır. Evvelce hiç el-değmemiş ekosistemlerin bozulması; çok sayıdaki tür için habitat kaybına neden olmakta ve bir ekosistemin işlevini de yok etmektedir.

Antalya - ÇIRALI Plajı 'nda; plajın birçok pansiyon ve lokanta tarafından işgal edilmesi, plaja yakın konumdaki ormanlık alanın bozulması ve yasal olmayan kum ocakları vs. nedeniyle, çok sayıda deniz kaplumbağası yok olmaktadır.

Geniş arazilere yayılmış olan bir gelişme (kalkınma) tipi (dağınık-konumlu insani faaliyet alanları veya mezra tipi kalkınma sahaları); habitat kaybı ve dolayısıyla biyoçeşitliliğin kaybı açısından önde gelen bir sebep olmaktadır. Yayılım ayni zamanda; hem çevreyi bozan ve hem de biyoçeşitliliği daha da azaltan hava ve su kirlenmesini artırır. Yeni yapılaşmalar genellikle, kalkınma faaliyetleri için açılan (temizlenen) arazilerde çoğu kez toprak erozyonunu ve bu da hemen ardından nehirlerdeki siltasyonu (taşkınlarla gelen ince kum çökeltisini) artırmaktadır. Doğal ekosistemler için arazi miktarı azaldıkça, kirleticilerin filtrasyonu (süzdürülmesi) ve suların temizlenmesini (toksinlerden arındırılmasını) sağlamak için pek az bir 'doğal kapasite' bulunmaktadır. Ayrıca, besin ve kompost organik atıkları parçalanma döngüsüne çekmek için gereken 'kapasite' de azalmaktadır. Böylece, kalkınma alanlarındaki yayılımın artması ile birlikte, tür sayısı ve ekosistemin verdiği servisler de azalmaktadır.