Büyük-ölçekli Balıkçılıkta Biyoçeşitliliğin Yönetilmesi

Teorik olarak uygun bir yönetim altında, balık popülasyonları; büyük-ölçekli balıkçılık uygulamalarında sürdürülebilir nitelikte avlanabilir. Büyük-ölçekli balıkçılık uygulamalarında sürdürülebilir nitelikte avlanmaya esas engel; balıkçılık ve avlanma çalışmalarına erişim üzerindeki 'denetim' eksikliğidir. Politikacıların bu faktörleri iyice değerlendirememesi; yönetimin etkinlik derecesini büyük çapta sınırlandırmaktadır. Balıkçılık alanındaki yöneticiler ve balıkçılık endüstrisinin kendisi bile, sadece teknik önlemleri almanın, balık stoklarını korumak ve yeniden artırmak için yeterli olmayacağı gerçeğini kabullenmeye isteksiz görünmektedirler. Bazı durumlarda, düzenli izleme ve yasa uygulamaların bulunmadığı yerlerde, avlanma kotalarının etkinliği de sorgulanmaktadır.

Sucul (aquatic) kaynakların sürdürülebilir kullanımı hakkındaki endişeler yeni değildir. Ancak bu kaygılar bu yüzyılın basından itibaren oldukça yoğunlaşmıştır. Son zamanlarda FAO'nun Balıkçılık Komitesi (Committee of Fisheries - COFI), biyoçeşitliliği de kapsayacak şekilde, biyoçeşitliliği denizel kaynakların sürdürülebilir yönetimi için, geniş anlamda bir dizi ilke içeren 'sorumlu balıkçılık' kavramını geliştirmiştir. Bu kavram, aşağıdaki özellikleri içeren bir yönetim rejimini temel almaktadır:

Açık-denizlerde veya okyanusların bazı bölümlerinde yapılan balıkçılık; ulusal EEZ'ler kapsamında yer almadığından, yönetimsiz ve denetimsiz kalmaktadır. Bu durum ise özellikle; balık stoklarının aniden tükenmesinde ve, (ulusal EEZ'lerin sınırları dışında kalan, yüksek oranda göç eden ve ulusal sınırları geçim kısmen de yeryüzüne yayılmak suretiyle) denetimsiz bir tüketime açık olan türlerde, bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.