Bölgesel ve Sektörel Anlaşmalar

Uluslar; eğer kendileri için kazançlı olacaksa, uluslararası anlaşmalara bağlı kalmaya razı olacak, kendilerinin sahip olduğu özgürce hareket etme haklarını gönüllü olarak kısıtlayabileceklerdir. Küresel -çevresel bağımlılığın bir kanıtı olarak, işbirliği içeren hareketlere yönelik olarak teşvikler yaratılmıştır. Çok-uluslu çevresel anlaşmaların sayısı 150'nin üzerindedir. Kapsamlı bir yaklaşım gerektiren 'Biyolojik Çeşitlilik Anlaşması'na (The Convention on Biological Diversity) ilaveten, biyoçeşitliliğin özel unsurlarını dikkate alan 4 adet küresel ölçekte anlaşma daha mevcuttur. Bunlar:

1946 yılındaki 'Balina Avcılığı Anlaşması' (Whaling Convention) gibi, yavaş yavaş azalmakta olan ortak kaynakların sürdürülebilir tüketimini etkin kılacak olan başka anlaşmalar üzerinde de kararlar alınmıştır. Balıkçılığın yetkileri ve canlı deniz kaynaklarından yararlanılması üzerine düzenlenen bir kurallar bütünü; 1994 yılında uygulamaya konulan 'Küresel Deniz Anlaşması' dahilinde şekillendirilmiştir. Her ne kadar bu anlaşma, doğrudan doğruya biyoçeşitlilik ile ilgili olmasa da, türlerin yetiştirilmesini düzenlemekle nesli tehlike altında olan canlılara ait habitatları ve hassas/nadir özellikteki ekosistemleri korumayı zorunlu kılan genel bir maddeyi içermektedir.

Yukarıda verilen özetten anlaşılacağı üzere; Dünya'nın büyük bir bölümünde bölgesel anlaşmalar bulunmaktadır. Bu anlaşmaların kapsamı ve kararlılığı, büyük farklılıklar göstermektedir. Küresel anlaşmalar ise; kısıtlı derecede ve eğer önemli gözüken bir tür ekosistem içinde yer almaktaysa, biyoçeşitliliğin korunması ile ilgilenmektedir.