Biyoçeşitlilik

 

 

Biyoçeşitlilik ve BKAY

Kıyı Alanlarındaki Biyoçeşitlilik

Kıyı alanları; ticari etkinlikler için yüksek bir potansiyel ile birlikte, ayrıcalıklı olarak üretken bir çevre, doğal kaynaklar ve biyolojik çeşitlilik açısından zengin alanlar olmaktadır. Kıyı alanlarındaki biyoçeşitliliğin önemi; Avrupa Birliğince verilen 40 adet vahşi bitki ve hayvan öncelikli kıyısal habitatlarının listesindeki 8 habitat örneğinde ortaya konulmaktadır. Yaklaşık olarak Avrupa Birliğince verilen sulak alanların üçte biri kıyı alanları konumludur. Bu değer, Doğal Kuş Alanlarının Korunması Direktifi ile şekillendirilen Özel Koruma Alanlarının %30'dan fazlası kadardır. Denizel türlerin üretim be bakım alanlarını ekonomik değeri; ayrıca balıkçılık sektöründeki iş hacminin neredeyse yarısına denk düşen oranda bu alanlardan kaynaklanmaktadır (Bakınız; EC, 1997).

Kıyı Alanlarındaki Biyoçeşitlilik Üzerinde Baskılar

Kıyı Alanları; hem insan etkinliklerinden kaynaklanan baskılara ve hem de doğal güçlere karşı giderek daha duyarlı olmaktadır. Kıyısal alanlardaki insan etkinlikleri, doğal sistemler ve arazi mülkiyetlerinin karmaşıklığı; kıyı kaynaklarının verimli olarak kullanılmasını ve çevresel bozulmanın en aza indirilmesini sağlamak için bütünleşik bir yönetimi gerektirmektedir. Çatışmalardan ve kaynakların bozulmasından kaçınıldığı sürece yapılacak tercihler, birbirine rakip olan kullanım amaçları ve kaynak rezerv limitleri arasında yapılmak zorundadır. Toplumun ve sanayinin biyolojik kaynaklara karşı davranışı; 'doğadan azami ürün sağlanması' ('maximum yield') yaklaşımından, biyolojik çeşitliliği koruma gereğini ve ekolojik bütünlüğün devamlılığını gözeten bir 'ekolojik sürdürülebilirlik' anlayışına kadar değişebilir. Çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler buluşturmak (bütünleştirmek) için, farklı sektörler içinde ve arasındaki yönetim şekillerinin bütünleştirilmesi; sürdürülebilir kalkınmayı başarmak amacıyla gerçekleştirilmelidir.

Bütünleşik Yaklaşım

Kıyısal kaynakların önerilmesi amacına yönelik olarak bütünleşik politikaların geliştirilmesinde, aşağıda belirtilen unsurlar gerekli olmaktadır;

-Devletin tüm kademeleri içinde ve arasındaki etkinliklerin koordine edilmesi,

-Kalkınma faaliyetlerine ait tüm sosyal ve çevresel sonuçların (ve maliyetlerin) dikkate alındığının garanti edilmesi ve

-Halkın görüşlerinin hesaba katıldığının garanti edilmesi.

Bütünleşik politikalar; tüm insanların, eylemlerinin biyolojik çeşitlilik üzerindeki olası etkilerinin sorumluluğunu kabul etmeleri için ayrıca bir fırsat sağlayacaktır.

Aşağıda örnekleri verilmekte olan pek çok sektör arasında, bir 'bütünleşik yaklaşım' kurulmalıdır:

1. Ulusal bütünleşik politikalar
2. Tarım ve Köy İşleri
3. Balıkçılık
4. Orman
5. Su
6. Turizm ve rekreasyon
7. Yaban Hayatının Kullanımı

 

 

 

 

 

Örnek:
Biyoçeşitliliğin Korunması için Yasal Düzenlemeler

Yuntolovsky, Rusya

Rusya'nın batısındaki kıyı bölgesinin biyolojik çeşitliliğini korumak için yapılan faaliyetlerin en canlı örneğini; " Yuntolovsky "nin yaratılması oluşturmaktadır.
Korunmakta olan bu bölge, St. Petersburg kentinin kuzey-batısında yer almaktadır. Güneyde 'Fin' Körfezi, batıda ve doğuda 'Yuntolovka' ve 'Kamenka' nehirleri, 'Kamenka' Nehri düzlükleri ile sınırlandırılmıştır. 'Saint-Petersburg' sınırları dahilinde yer alan bölge; birkaç yıl boyunca şehir planlamacıları, sanayi yatırımcılarını, yat kulüpleri ve yazlık ev sahiplerinin arasındaki yöresel ilgi çatışmalarının merkezi olmuştur.

'Yuntolovsky'; doğal kıyı kuşağının doğudaki bir uzantısı olmaktadır. Fin Körfezinin doğusundaki kıyı peyzajının ve 'Lakhtinsky' Körfezi sularının korunmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bölge; nadir flora türleri, uçuş yolları, kuşların yuva ve konaklama alanları ve balıkların kuluçka alanları açısından önemli bir habitatlar içermektedir. 'Lakhtinsky' Körfez sahasının tamamı; eşsiz bir doğa olgusunu ortaya çıkarmaktadır:
-memba bataklıkları, Kızılağaç bataklıkları, 'Arı Çiçeği' (honeywort) gibi kayıtlarda (The Red Book) yer alan nadir flora türlerine ait habitatları, 'Belomor-Baltık' göç yolu üzerinde hareket eden nadir kuş türlerinin yuvalama ve konaklama alanlarını kapsamaktadır.

20. Yüzyılın 1920'li yılları başına geri dönersek; kentteki bilim-insanları ve uzmanlar; bu eşsiz bölgeye dikkati çekerek, doğal bir rezerv yaratma fikrini ortaya çıkarmışlardır. Çeşitli nedenlerden dolayı bu çalışma, ancak 90'li yılların başlangıcında uygulama ihtimali ortaya çıkabilmiştir.

1990-1991 yıllarında, 'Lenigrad Halk Vekilleri Meclisi' (The Board of Lenigrad Council of People's Deputies) tarafından onaylanmış olan yasal bir karar ile; 'Yuntolovsky' koruma bölgesi gerçekleştirilmiştir. Bu şekilde geçici sınırlar belirlenerek, koruma bölgesi ve komşu alanlarında bazı uygulamalar durdurulmuş bulunmaktadır. Alınan kararlar ile 'İcra Komitesi'ne koruma bölgesinin organizasyonunu artırmayı hedefleyen birkaç özel önlemin uygulanması konusunda da yetki verilmiştir. Ancak bu, hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.

1996 yılında 'Saint-Petersburg' idaresi altındaki 'Çevre Koruma Müdürlüğü' ve 'AB Kıyı Koruma Birliği'; 'Yuntolovsky' koruma bölgesinin yönetim planını geliştirmek için anlaşma yapmışlardır. Bu anlaşma yapılırken, Avrupa Ülkelerinin özel koruma yaklaşımına özgü doğal alanların organizasyonu ve yönetimi konularındaki önemli deneyimlerden faydalanılması düşünülmüştür.

Yönetim planının hazırlanması ve uygulanmasında, Kentin sürdürülebilir kalkınmasına doğru pratik bir yaklaşım getirilmiştir. Bu kapsamda, 1992'de 'Rio de Janeiro'da kabul edilen ve çeşitli uluslararası yazışmalarda belirtilmiş olan, sürdürülebilir kalkınmaya ait çok önemli ilkeler dikkate alınmıştır:
- biyolojik çeşitliliğin korunması - Baltık uçuş yolunun bir parçasını oluşturan 'Yuntolovsky' koruma bölgesi; göçmen kuşların konaklama ve beslenme yeri olarak, uluslararası düzeyde büyük bir önem kazanmıştır. Çoğu flora ve fauna türleri Baltık bölgesi ve Rusya için hazırlanan özel bir belgede (The Red Book of the Baltic Region and Russia) yer almıştır:

  • - sulak alanların korunması;
  • - su kaynaklarının korunması - Fin Körfezine doğrudan bağlantılı koruma alanının yeniden oluşturulması ve korunması, Baltık bölgesi su alanlarındaki ekolojik koşulların gelişmesine imkan verecektir;
  • - sosyal sorunların çözümlenmesi - yukarıda sözü edilen bölge, istihdam fırsatları yaratmayı teşvik eden rekreasyonel amaçlar için kullanılmıştır;
  • - halkın ekolojik eğitimini geliştirmek - Yönetim planı bölgenin bilimsel araştırma amacıyla değerlendirilmesini zorunlu tuttuğu için, 2002 yılında bir ekolojik enformasyon merkezi ve bir doğa müzesi kurulmuştur. Öğrenciler, çocuklar ve halk; eğitim programının uygulanması kapsamında bu müzeden yararlandırılmıştır.

'Yuntolovsky Koruma Bölgesi' Yönetim Planı'nın temel amacı; belirtilen amaçları yerine getirmek ve aynı zamanda, doğal alanın Kentin en kazançlı bir şekilde varolmasına imkan sağlayan optimal koşulları oluşturmaktır.

Yukarıda belirtilen gelişmelere paralel olarak, bölgenin modern statüsü üzerine yapılan birkaç çalışma; Saint-Petersburg Valisinin de onayı ile, koruma alanının sınırlarının belirlenmesine yönelik yasal bir prosedür için, önerilerin oluşturulması ve yapılandırılmasına zemin hazırlamıştır. Bilimsel koruma yaklaşımına uygun olarak, Kentin doğal alanlarını denetlemek için bir idari birim oluşturulmuştur.

1997 yılında 'Yuntolovsky' Koruma Bölgesinin bulunduğu Saint-Petersburg'taki 'Primorsky' idari bölgesindeki halk; 21. yüzyıl için Bölgesel Gündem'i hazırlayıp onaylatmıştır. Bu Gündem'de; bölgedeki biyolojik çeşitliliğin korunması ve geliştirilmesini amaçlayan planlara özel bir önem verilmiştir. Belediye (resmi) yetkililerinin yardımlarını alma umudunu taşıyan bölge halkı, " Yuntolovsky Ekoloji Merkezi " adıyla kendi halk örgütlerini kurmuşlardır. Bu merkeze, koruma alanı ve komşu alanların iyileştirilmesi ve ekolojik bilincin artırılmasına yönelik konuları çözme görevi verilmiştir. Oluşturulan merkezde, belirli yaş gruplarına göre, biyolojik çeşitliliğin korunması konularında eğitim kursları ve bu koruma alanı dahilinde geziler düzenlenmektedir. Ayrıca, doğanın korunması ve ekolojik turizmin (eko-turizm) geliştirilmesi ile ilgili sorunlar üzerine seminerler ve atölye çalışmaları (workshops) organize edilmektedir.

Kent halkı, koruma alanını çevreleyen bölgenin iyileştirilmesi, bölgedeki bitki formasyonunun yeniden oluşturulmasını amaçlayan çeşitli faaliyetlere aktif olarak katılmaktadır.

1999 yılında, koruma alan sınırlarında bir kuş-izleme kulesi yerleştirilmiş ve halkın buraya serbestçe girişine izin verilmiştir. Daha sonraları koruma sahası çevresine bilgi panoları yerleştirilerek, koruma alanı sınırları gibi detaylar çarpıcı bir şekilde gösterilmiştir. Ayrıca, bölgenin biyolojik değeri ve beklenen uygun davranış özellikleri belirtilmiştir. Antrenman yollarını, rekreasyonel hizmetleri ve bilgilendirici malzemeleri kapsayan ekolojik bir park; şehir halkı için hazırlanmış olup, koruma alanını kentsel (yapay) çevreden ayıkmaktadır.

- 2002 yılında, 'Danimarka Çevre Koruma Örgütü'nün yardımıyla, koruma alanındaki ekolojik koşulların izlenmesi için coğrafi bilgi sistemleri için bir veri-tabanı üretilmiştir. Bu sistemin kullanılması yoluyla, koruma alanının gelişim süreci açısından en önemli konuların belirlenmesini sağlamıştır. Böylece, son birkaç yıl içinde gerçekleştirilen izleme faaliyetlerinin sonunda, 'Lakhtinsky' Körfezi bölgesindeki su kuşlarının besin kaynaklarının üretkenliğinde bir düşüş olduğu gözlenmiştir. Bu gelişme ise, bir restorasyon programını başlatmıştır.

- 'Lakhtinsky' Körfezinin kuzey bölümü için hazırlanan 'Sığ Suların Restorasyon Programı' ile; Körfeze akan nehirler üzerinde hidro-teknik çalışmalar yapılmış olup, bunun sonucunda ise verilen zararların önlenmesi planlanmaktadır. Bu çalışmalara, yöredeki sanayi yatırımcılarının katilimi da sağlanmıştır. Ayrıca, şehirdeki doğa koruma örgütleri, bu benzersiz doğal bölgenin olumsuz etkilerden korunması amacıyla, endüstriyel faaliyetlerin yoğun bir denetime konu olmasını zorunlu kılmışlardır.

SORU:

1. Doğru olan cevabı seçiniz

a) Biyolojik türlerin azalması, temel olarak doğal bir süreçtir. Çünkü, tüm hayvan ve bitkilerin sınırlı bir yaşam süresi (kısa bir ömrü) vardır.
b) Biyolojik türlerin azalması, temel olarak insan faaliyetleri yoluyla doğa üzerinde yaratılan baskının bir sonucudur.


 

 

Geri İleri