Bütünleşik Kıyı Alan Yönetiminin İlkeleri

 

 

Zorunluluklar

Kıyı alanları, Dünya yüzeyinin sadece küçük bir yüzdesini kapsamasına rağmen, bir çok insan burada yaşamakta ve çalışmaktadır. Bunun sonucunda kıyı sistemleri, sürekli ve artan bir baskı altındadırlar. Bu ilgiden doğabilecek çatışmaların sonunda olabilecekler:
  • ekonomik değeri olan karasal kaynakların kaybı
  • mal kaybı
  • doğal ve görsel değeri olan karasal kaynakların kaybı
  • deniz ve karadaki canlı türlerinin kaybı
  • tarihi ve arkeolojik kaynakların kaybı
  • alan ve kaynaklara halk erişiminin kaybı
  • gürültü ve karmaşa (kaos)
  • hava kirliliği
( Örneklere geçiniz )

 

Soru

Gerekliliği açısından bakıldığında, BKAY'nin sadece gelişen ülkelere özgü bir yaklaşım olduğunu mu düşünürsünüz?

 


Romanya'dan zorunluluklara ait iki örnek

1. Yazlık evler - Petromar S.A.

Bu yazlık evler; genişliği 200-250 m. ve uzunluğu 2 km. olan ince bir hat üzerinde konumlanmıştır. Arkasında kumullar bulunan bu plaj, güney Romanya sahillerinin erozyona en açık bölgesi olarak kabul edilmektedir. Batısında Techirgiol Gölü ve eski bir deniz lagünü ile çevrilen, doğusunda deniz ile sınırlanan bu doğal plajın seviyesi düşüktür. Ancak, deniz seviyesinin altında yüksek eğimler vardır. Constanta Kasabasını diğer turistik yerleşimlere bağlayan bir ulusal karayolu ise bu hat üzerinde yer almaktadır. Bu evler önünde yapılan plajların incelenmesi sonucunda, sahil çizgisinin 2000 yılında 14 m. çekildiği ve sediman birikintisinin plaj birim genişliğinde 12,1 m³ azaldığı görülmüştür. Sonuç olarak, yazlık evler ve hatta karayolu bile, yakın bir gelecekte yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Petromar S.A'ya ait olan bu evlerin yapımı, 1996 yılında özel bir arazi üzerinde başlamıştır. Görünüşe göre, tüm gerekli izinler alınmıştır, ancak erozyon riskine özgü değerlendirmeler ihmal edilmiştir. 1999 yılında kış mevsimi boyunca şiddetli fırtınalar meydana gelmiş ve sonuçta sahil çizgisinde 10 metrelik bir çekilme görülmüştür.

 

2.Tuzla Burnu

Yandaki resimde, Constanta'nin 30 km. güneyindeki Tuzla Burnu'nda bulunan deniz feneri görülmektedir. Kıyının güneyinde kalan kısım, aktif durumdaki uçurumları (falezler) nedeniyle erozyona oldukça uygun konumda bulunmaktadır. Bu falezler, sadece kıyı lagünlerinin önünde açık alanlar ve eşik (bariyer) plajlarla durdurulmaktadır. 35 m. yükseklikteki bu aktif falezler, deniz tarafından aşındırılmakta ve yoğun olarak yerçekimine bağlı toprak kaymaları olmaktadır. Falezlerin tabanında kireçtaşı sarmatik plakalar bulunan yamaçlar, farklı yaşlardaki lös birikintilerle kaplıdır.
Fırtınalı havalar sırasında deniz suyu seviyesi yükseldiğinde, dalga etkisi ile falezler taban noktalarından daha hızlı bir şekilde oyulmaktadır. Buna bağlı olarak, mağaralar oluşmakta ve falezlerin üst kısımlarının çökmesi yoluyla da lös malzeme dalgalarla taşınmaktadır.  

1998 yılından beri bu falezler ve plajlar, 'Romanya Ulusal Su Şirketi' tarafından yönetilmekte ise de; henüz bu falezleri korumak için herhangi bir önlem alınmamıştır.


Üç önemli konu

Sınırlı kaynaklar üzerindeki baskıyı artıran üç olgu, aşağıda tanımlanmıştır:
  • nüfus artışı ; 1950 yılından beri Dünya nüfusu iki katından fazla artmıştır (UN99). Ayrıca mevcut nüfusun %50-70 oranının, oldukça riskli bölgeleri kapsayan kıyı alanlarında yaşadığı tahmin edilmektedir (IPCC93, grafik ).
  • ekonomik gelişmeler; Nüfus artışına bağlı olarak gelişen ekonomilerle, kıyı alanları ve kaynaklarına ek talep olmakta ve bu alanların sürdürülebilirliği açısından yeni tehlikeler oluşmaktadır. Bunlar arasında; kirleticilerin birikimi, erozyon, habitat ve doğal kaynakların yok olma hızındaki aşırı artışlar sayılabilir.
  • küresel iklim değişimi ; Günümüzde araştırmacılar, özellikle sera gazlarının emisyonu ile insanoğlunun iklimi etkilediğinden giderek daha da emin olmaktadır. IPCC'nin son raporunda, modern tahmin modellerinin kullanılması yoluyla, önümüzdeki 50 yıl sonunda 0,15 m. ve 2100 yılında ise 0,4 m. deniz suyu seviye yükselmesi öngörülmektedir (IPCC01, grafik).
Bu durumda, alan ve kaynak taleplerinin logaritmik olarak artış gösterdiği açıktır. Kıyı alanlarının kullanımı ile kaynaklar arasındaki çatışmalar başladığında, koruma ve gelişme arasında bir pazarlık yapılması (uzlaşma) gerekecektir. Çoğunlukla bu seçim, ekonomik gelişme ile koruma arasında yapılıyor gibi gözükse de, yine de bu iki kavramın çatışması gerekmeyebilir. Çünkü koruma ile uzun vadede gelişmeler (ekonomik kazançlar) elde edilebilir. Açıkçası, bu gibi durumlarda BKAY; değerli kaynakların kaybını en aza indirmek veya önlemek açısından büyük bir öneme sahiptir.

Örnek: PRB 'den veriler

Yaklaşık olarak Dünya'daki nüfus artışının tamamı, az gelişmiş ülkelerde görülmektedir. Dünya nüfusu her yıl yaklaşık 83 milyon kişi artmaktadır. Bu artışın %99'luk bir kısmı Afrika, Asya, Latin Amerika, Karayipler ve Okyanusya'daki az gelişmiş ülkelerde gerçekleşmektedir. Mevcut nüfus projeksiyonlarına göre, 2025 yılında sadece üç tane gelişmiş ülkenin (ABD, Rusya, Japonya) Dünya'nın en büyük nüfusa sahip ülkeleri arasında kalması beklenmektedir. ABD'nin 3. sırada olması, Rusya'nın 7. sıradan 9. sıraya ve Japonya'nın 9. sıradan 11. sıraya gerilemesi ve Almanya'nın da artık ilk 15 içinde olmayacağı tahmin edilmektedir.


Soru

Sizce, Avrupa'nın bugünkü ve 2050 yılındaki tahmini nüfusu nedir
 
a) şimdi: 0,7 milyar, 2050 yılında: 1 milyar
b) şimdi: 3 milyar, 2050 yılında: 3 milyar
c) şimdi: 0,7 milyar, 2050 yılında 0,7 milyar
d) şimdi: 0,7 milyar, 2050 yılında: 0,6 milyar



Geri İleri