Bilgiye Erişim

ŞİRKETLER:

Bilgiye erişim; 'halkın Katılımı’nda anahtar bir konumda bulunmaktadır. Bilgiye erişimin önemi; çalışmanın önceki bölümlerinde vurgulanmıştır. Hollanda'da, 'açıklık' 'imtiyaz'dan daha öncelikli bir kuraldır. Bu; bir faaliyette bulunmak isteyen herhangi bir kimsenin, yeterli ve uygun bilgiyi verme girişiminde bulunmasını zorunlu kılar.

Bu konuda; 'İdarenin Kamu Özelliği Yasası' ve 'İdari Bilgiye Açık Erişim Yasası'; en önemli olanlarıdır (Wet Openbaarheid v.Bestuur). Her iki belge de; karar alınması öncesinde insanları bilgilendirmek için birçok öngörüler yapmaktadır. Örneğin şirketlerin ve bireylerin; çevreyi herhangi bir şekilde etkilemesi mümkün olan bir faaliyeti, en az 2 gazetede birden yayımlamaları yasal bir zorunluluktur. Gazeteler; tren istasyonlarında ve otobüslerde okuma ücreti istenmeksizin günlük olarak bulundurul- maktadır. Ayrıca, halka açık olan bir bilgilendirme dönemini ve halkın tekliflere tepki verebildiği araçları göstermek amacıyla, bu türlü bildiriler Belediye için genel bir yol olmaktadır.

  • Çevre Yönetim Planı:
    Hollanda'daki şirketlerden, kapsamlı bir 'çevre yönetim planı' yazmaları talep edilir. İşletmek için izin veya ruhsat alıp almayacakları hususu, planlarının uygun düzeydeki idari yetkililer tarafından ne kadar iyi bulunduğuna bağlıdır. Çevre Planı’nda istenen bilgiler arasında, kirlilik limitleri, uzaklaştırılması gereken atik hakkındaki bilgiler vs. vardır.
  • Resmi Bülten ve Yıllık Yayınlar:
    Çevresel bilgilerin kamuoyunda bilinmesini sağlamak açısından; ya periyodik haber mektupları, ya da yıllık çevresel yayınlar biçimindeki belgeler, şirketler için standart bir uygulama olmaktadır. Kamuoyu bu belgeleri inceler ve eğer bir şirket standartları aşmakta ise, onu ikaz eder. Belediye ise, meseleyi incelemekle yükümlü olup, bu şirketle uygun bir tarzda ilgilenmelidir. Bu yolla vatandaşlar; çevre politikalarının nasıl yürütüldüğü hakkında söz sahibi olduklarını gerçekten hissetmektedirler.
  • EKO-Etiket, Yasam Döngüsü, ISO Sertifikası, Standart-dışı olma durumu:
    Çevresel sorunlar hakkında yüksek düzeyde bir bilinçlenme gözlendiğinden çoğu şirket; kendi ürünlerinin bir ISO (International Standard Organization) Sertifikasına sahip olduğuna dair reklam yapmaya isteklidirler. ISO Sertifikası; bir şirketin standartlarla ilgilendiğini ve sürekli bir gelişim gösterdiğini ifade eder.

    EKO-Etiket ise; daha yüksek çevresel bir dereceye sahip olan ürünü tanımlar. Kamuoyunun hangi ürünün piyasada kalacağına karar vermesine imkan sağlamak için, ürünün çevresel etkiler açısından geçmişinin bir göstergesidir. Her ne kadar bunlar, şirketlerin geleneksel çevre politikası kapsamında görülse de; kıyı-konumlu sanayilerde neler olup bittiği hakkında söz sahibi olma yetkisini kamuoyuna veren bir araç olarak da değerlendirilebilir.

BELEDİYELER:

  • Belediyeler halkı bilgilendirmelidir:
    Belediyeler ayrıca, yeni planlar hakkındaki teklifleri bir kural olarak, konutlara dek dağıtılacak bir tarzda yayımlamalıdır.
    Hollanda’nın da üyesi bulunduğu Avrupa Birliği (AB); çevresel bilgilere halkın erişimi hakkında bir yönergeye (direktif) sahiptir. Bu mevzuat, üye ülkeleri; kamuoyuna yeterli bilginin verilmesine zorlamaktadır.

    Aarhus Sözleşmesinin 1. ve 2. maddesindeki ifade aşağıda verilmektedir :

    " Bu önergenin amacı; devlet tarafından tutulan çevresel bilgiye serbestçe erişimi ve yayılmasını emniyet altına almak ve bu bilgilerin elde edilebilir olması için, temel kavramları ve koşulları açıklamaktır ."

Çevreye ilişkin bilgiler; yazılı, görsel, sözel, veya veri-tabanı yapısında; su, hava, toprak, bitki ve hayvan türleri ve doğa (yaban hayati) ortamını anlatan ifadelerle; kirlenme yaratan faaliyetler veya önlemler hakkında, ve kaynakları korumak için yapılan faaliyetler ve önlemler hakkında olabilir.

Halkın, çevresel kararlar verilirken sürecin kalitesini yükseltmesinde oynadığı rolün belki de bir değerlendirmesi olarak; Hükümet, 1993 yılındaki Ulusal Doğa Politikaları Planı’ndaki diğer maddelerin arasında bunu ifade etmektedir:

" Genelde bir politika yalnızca, diğer yetkililerin, vatandaşların ve sosyal örgütlerin yardımıyla yürürlüğe konulabilir. Diğer çalışma bölümleri ile, tatilini geçirenlerle, çiftçilerle, sanayi, su kontrolörleri ve çevresel gruplarla kurulan tüm ilişkiler; planların ve fikirlerin ne kadar ileri bir zamana dek desteklenebileceğini araştırmak için açık olarak kullanılmaktadır. Hükümet ise, bunun için bir 'hazır kuvvet'e sahip olmalıdır " (National Nature Policy Plan 1993) .

Genel İdari Yasa; belirli bir yöre dahilindeki alansal ve çevresel sorunların birçoğunu yüklenmiş olan belediye eliyle, halkın katılımını uygun bir tarzda temin eder. İlk olarak, çevresel ve alansal programların işletilmesi için esas temeli oluşturan yerel planlama belgeleri; kıyı belediyelerinde bulundurulan özel bürolarda halka gösterilir. Belediyeler buralarda, planla ilgilenen halkın sorularına cevap verme sorumluluğu taşıyan ve sürekli olarak hazır bulundurulan görevlilere sahiptir. Terwood'a göre; bir prosedürün işletilmesi anında, çevrede bulunan ve 'idari yasa'yı temel alan yasal bir uzman, tüm taslak bilgileri kamuya açmalıdır. Normalde, taslakla bağlantılı olan tüm kararlar; belediyedeki özel bölümlerde veya ilan tahtalarında, sabah saat 7:00 ila 11:00 arasındaki bir zamanda asılır. Buna ilaveten, planın esas bölümleri; resmi haber bültenleri, yerel gazeteler, ilan tahtaları ve radyolarda veya televizyonlarda olabildiğince geniş olarak yayınlanmalıdır.

  • Tepki İçin Yeterli Bir Zaman Verilir:
    Belediyeler veya uygun seviyedeki hükümet kurumları, gazeteler ve diğer uygun medyada taslak sürümü yayınladığı zaman; tepki için kamuoyuna asgari 1 aylık bir süre, bazı durumlarda ise 5 haftalık (1,25 ay) bir süre verilir. Sorunlara veya teklif edilen eyleme karsı güçlü bir direnç gösteren halk için, uygun düzeydeki yetkili makama, şikayetlerini yazılı biçimde bildirmelerine izin verilir. Halk ise bu şekilde, teklif edilen karara veya eylem planına niçin karşı çıktığını güçlü bir biçimde iletmiş olacaktır.
  • Halkın Şikayetlerinin İşleme Konulması:
    Hükümet; şikayetleri işleme koymak ve bu şikayeti niçin olumlu veya olumsuz bulduğunu açıkça iletmek zorundadır.
    Eğer Belediye, inceleme yaptıktan sonra bir şikayetten tatmin olmamış ise; Devlet Konseyi İdari Hukuk Bürosu'na bu şikayeti gönderme yetkisi bulunmaktadır (Afdeling Bestuursrechtspraat). Bu şekilde mahkeme yoluna gitmenin maliyeti ise, yasa ile düzenlenmiştir. Bir sirketin, bunun için 300 Euro (AB para birimi) vermesi beklenirken; bir birey ise sadece 150 Euro öder. Ancak mahkemeyi kazanması halinde; bu kişi parasını geri alabilir.
    Burada gerçekten de ilginç olan bir husus; Hükümetin, dava halen sürmekteyken bile, kişinin talep ettiği bilgileri temin etmek zorunda olmasıdır.

 

Back