Halkın Katılımı

 

 

Ukrayna'da Halkın Katılımı

Sorumlu Kurumlar

Ukrayna'da kıyı alanları; ulusal, bölgesel, belediye ve yerel olmak üzere, 4 farklı yetki düzeyinin denetimi altındadır. Ukrayna; BKAY'den sorumlu olan herhangi bir özel devlet birimine sahip değildir. Genelde bu konudaki en büyük işlevi; Ukrayna Ekoloji ve Doğa Kaynakları Bakanlığı görmektedir. Bu Bakanlık; kıyı alanları ile ilgilenmek için özel bir birime (Devlet Karadeniz ve Azak Denizini Koruma Kurulu) sahiptir. Diğer birimler olarak; her bir idari bölgede hazır bulunan (yerel) 'Devlet Ekoloji ve Doğa Kaynakları Yönetim Büroları' gösterilebilir (oblast). Bu örgütler; belirli bir kıyı alanında devletin çevre politikasını oluşturmaktan sorumludur.

Kıyı alanları ile ilgilenen Sivil Toplum Örgütleri (STÖ); esas olarak büyük yerleşim merkezlerinde (örneğin; Odesa, Nikolaev, Kherson, Sivastopol, Donetsk, vs..) bulunmaktadır. Kiev STÖ'nden birçok ilgili çalışma grubu bulunmaktadır. Kıyı alanlarında, Ukrayna'da üyeleri bulunan çok sayıda uluslararası örgüt (örneğin 'Wetlands International', EUCC, WWF, 'BirdLife International', IUCN, vs..) aktif durumda bulunmaktadır. Bunlar, Dünya'daki (veya Avrupa'daki) doğa koruma yaklaşımının; yerel yetkililer, uzmanlar ve genel nüfus arasında popüler olmasını sağlamaktadır.

Örgütlü olmayan halk ise; yerleşimlerine yakın bir çevrede ekolojik olarak tehlikeli olan faaliyetlerin olması halinde veya; yerel, bölgesel ya da ulusal düzeydeki Sivil Toplum Örgütleri tarafından gerçekleştirilen halk eylemlerine katılarak, seslerini duyurmaktadırlar.

Örgütlü olmayan halk; esas olarak çeşitli ÇED işlemleri ile BKAY sürecini etkileyebilir. Bu; halkın karar-verme süreci üzerindeki genel etkisinin en önemli bileşenlerinden birisidir.

Yasal Mevzuat

BKAY ile ilgili sorunlar üzerinde doğrudan etkisi bulunan 2 yasa;
-Çevre Koruma Yasası (1992),
-Ekoloji Uzmanlığı Yasası (1994).
Sonuç olarak, doğal kaynaklar veya peyzaj ile uğraşan sanayi ve diğer girişimciler; herhangi bir projeyi geliştirmeden önce bir Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunu temin etmek durumundadır. Böylece BKAY; eğer sözkonusu proje kıyı ile ilgiliyse, ÇED sürecinde en önemli konulardan birisi olmaktadır. ÇED dokümanının hazırlanması esnasında detaylı olarak çalışılan esas sorunlar aşağıdaki şekildedir:

  • çevresel özellikler ve kalite,
  • yüksek değerde biyolojik çeşitlilik ve üretkenlik alanları,
  • ticari değeri olan türler,
  • farklı seviyelerde kayıtlı olan türler,
  • biyolojik özelliklere dayalı olan faaliyetler üzerindeki mevsimlik kısıtlamalar,
  • koruma alanları,
  • sahanın sosyo-ekonomik özellikleri,
  • kıyı alanının geliştirilmesindeki alternatifler.

Uygulama

Ukrayna'daki kıyı alanlarında halkın katılımı ve bilginin yayılması; son 10 yılda daha etkin olmaya başlamıştır. Bu husus; tüm ülke genelinde ve özellikle de Azak Denizi-Karadeniz kıyı alanları boyunca Sivil Toplum Örgütlerinin (STÖ) giderek artan rolüne bağlıdır. Ayrıca, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) mevzuatı; ÇED dokümanının hazırlanması sırasında halkın katılımını gerektirmektedir.

ÇED mevzuatı; incelenmekte olan proje üzerinde halkı bilgilendirmek ve proje hakkında onların görüşlerini almak için, ÇED çalışmaları esnasında halk ile bir toplantı yapılması gerektiğini belirtmektedir. Bu aşamada eğer gerekli görülürse, proje teklifi revize edilir ve başka bir halk toplantısı düzenlenir. Ancak uygulamada halkın katılımı; kısıtlı kalmakta ve görüşleri ise, devlet tarafından genellikle yeterli düzeyde dikkate alınmamaktadır. Ukrayna'daki STÖ; kıyı alanlarında halkın bilgilendirilmesi ve katılım düzeyini artırmak için önemli ve etkin bir rol oynamaktadır. Ancak STÖ halen; halkın katılımı ve uygulamaları hakkında yetersiz bilgiye sahip bulunmaktadır.

 

Gelecekteki Gelişmeler

Ukrayna'da BKAY sürecindeki Halkın Katılımı'nı geliştirmek için, aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:

  • Halkın katılımının önemi ve sağladığı kazançları hakkında genel bir bilgi eksikliği vardır;
  • Ukrayna'daki ekonomik kriz; doğanın korunmasını da içeren hemen tüm faaliyet türlerinin finanse edilmesinde yetersizliklere yol açmaktadır;
  • dairelerin, kurumların, işadamlarının ve bireylerin " doğa-dostu " idari yöntemleri ve tabiat kullanımını zorlayıcı nitelikte güçlendirilmiş yasaların yokluğu;
  • halkın içinde
    " ekolojik " davranış geleneğinin olmaması;
  • okullarda bu konuda bir ekolojik eğitim verilmemesi;
  • BKAY katılımcılarının, nasıl ve nereye dahil olacakları hakkında bilgilerinin olmaması.

 

STÖ DENEYİMİ:

Ukrayna'daki Sivil Toplum Örgütlerinin DNIESTER DELTA'sının Korunması Üzerine 16 Yıllık Deneyimi
(Bir STÖ örneği: Doğal Miraslar Fonu)

M.Ö.450 yılında ilk defa büyük tarihçi olan Herodot, "DELTA" kavramını; Nil Nehrinin ağız kısmının Yunan Alfabesindeki "delta" harfini anımsatmasından dolayı kullanmıştır. Avrupa'daki 30'dan fazla nehir, toplam alanı 10.000 hektarı aşan böylesi deltaları ortaya çıkarmıştır. Bunlardan biri de 'Dniester Delta'sıdır.

Akademisyen Vernadsky V.I., deltaları; "can yeleği" olarak dikkate almaktadır. Çünkü 'tropik orman ekosistemleri' ve 'mercan kayalıkları ekosistemleri' ile karşılaştırıldığında; biyolojik üretkenliği açısından oldukça önemli görülmektedir.
Azak Denizi ve Karadeniz'in Ukrayna'ya ait olan kıyı alanında, RAMSAR Sözleşmesince koruma altına alınan 19 adet uluslararası önemde sulak alan bulunmaktadır. Çoğunluğu Odesa bölgesinde bulunan bu sulak alanlar, Avrupa'nın altın rezervleri olarak anılmaktadır. Bunlardan biri de 'Dniester Delta'sıdır.

STÖ EYLEMLERİ

(Dniester Delta'sı Sulak Alanlarını Korumak için Doğal Miraslar Fonu'nun Yaptığı Eylemler)

Sivil Toplum Örgütlerinin (STÖ) Protestoları:

1985 yılında büyük bir ekolojik değer olan bu Delta'yı korumak için; bir 'milli doğa parkı' kurma fikriyle Doğal Miraslar Fonu olarak ise başlanmıştı. 3 yıl önce de Dniester Nehrinin 700 km. membaında büyük bir baraj (Dniestrovskaya Hidro-elektrik Santrali) inşaa edilmişti. Bu santral işletilmeye başlandığında, tüm derelerin kurumaya başladığı gözlenmişti. Buralarda, birçok kuş türü ise oldukça nadir görülür olmuştu. 1986 yılında Delta'nın bir sembolü olan 'Glossy Ibis'; buradan göç etmiş ve tekrar üremediği gözlenmişti. Bu kuşlar, ayrıca bu deltanın ekolojik göstergeleri olup, çevre korumacıların bir eylem yapması için iyi bir vesile olmuştu. STÖ üyeleri ile birlikte, Güç Santralinin işletimini değiştirmek ve bir koruma alanı kurmak için, bilimsel dergiler ve gazeteler yoluyla Dniester Delta'sının biyoçeşitlilik açısından önemli olduğuna dair bilgi yayma çalışması Doğal Miraslar Fonu tarafından başlatılmıştı. 1987 yılında ise birçok çevre korumacı meslektaş tarafından, Ukrayna'daki ilk STÖ kurulusu organize edilmişti.

Böylece kıyı alanındaki ve özellikle de Dniester Havzasındaki birçok çevresel sorun için protestolarda bulunulmuştu. Buna önemli bir örnek ise; 1989 yılında Dniester Nehrindeki kum çıkarma hafriyatının durdurulmasıdır. Moldavyalı bir şirketin yasal olmayan (izin alınmamış olan) tüm faaliyetleri durdurulmuştu. Bu Şirket, Dniester Nehrinin Moldova'daki kısmında nehir içinden kum-çakıl çıkarmakta, toplamakta ve bütün malzemeyi bu nehrin Ukrayna kısmında depolayıp satmaktaydı. Bir haftalık bir uğraşı sonrasında, nehir dibinden kum-çakıl çıkarma işlemi tamamen durdurulmuştu. Ukrayna'daki bir STÖ için; böylesi büyük bir faaliyetin yönlendirilmesi, ilk kez gerçeklesen sivil toplum eylemi olmaktaydı.

1989 yılında sulak alanların 'Avrupa'daki Önemli Kuş Sahaları' listesine uluslararası seviyede dahil edilmesi önerilmişti.

Ekolojik Eğitim ve Bilinçlendirme:

1987 yılından bu yana, Delta'daki durumu izlemek, biyoçeşitlilik ve sulak alanları bir bütün olarak korumak için önlemler almak amacıyla, yıllık olarak çevre gezileri düzenlenmişti.
Aynı zamanda, çocuklara yönelik çevre gezileri de gerçekleştirilmişti. Çocuklar ve öğretmenlerle birlikte köylerde yerel yayınlar yapılmıştı. Böylece öğretmenler de yapılan işleri öğrenerek, okullardaki biyoloji eğitim sistemlerini geliştirmişlerdi.

Daha sonra ise çalışmalar; Ukrayna, Moldova ve Transdnistria ile diğer ülkelerin de (Russia, Byelorussia..) dahil olduğu ve Delta'yı içine alan tüm ülkelerin okullarının ve çocuklarının yer aldığı sınır-ötesi seviyeye çıkarılmıştı. Böylece 1700 kişinin üzerinde bir çevreci, doğal hayatin birçok ilginç yanlarının keşfedildiği ve geliştirildiği bu çalışmada yer almış olmaktaydı. Bu ise; çocukların çevresel eğitimi, ebeveyn ile işbirliği ve idare ile iletişim için bir başlangıç olarak önemliydi.

Burada, çocuklar için özel bir eğitim programı kullanılmıştı. Sürekli olarak sulak alanlarla ilgili çeşitli yardım faaliyetlerinde (doğal alanların çöplerden ve kanalların kum ve çamurdan arındırılması) bulunulmuştu.
Bu faaliyetlerin Afrika-Asya-Avrupa kıtalarındaki sembolü; 'Glossy Ibis' kuş türü olmuştu. Bu tür; Dniester Delta'sı için kilit önemde olup, 500-1000 çift yuvalama yapmakta ve Akdeniz'den Afrika'ya göç etmektedir.

Bu zaman zarfında, yerel topluluklarla (yöresel halk, doğa kullanıcıları ve yerel yetkililerle) iyi bir iletişim ve işbirliği temin edilmişti. Hep birlikte ağaçlar dikilmiş, bazı alanlar çöpten arındırılmış, çocukların ulaşabildiği çevresel merkezlerde bilgilendirme yapılmış, ekip halinde çalışılmış, görüşler paylaşılmış ve yeni (genç) fikirler ortaya atılmıştı.

Koruma Alanının Kurulması:

Dniester Delta'sının çok geniş bir tarihçesi bulunmaktadır. Ancak içlerinde en belirgin olanları ise; 2500 yıl önceki Yunan döneminden kalanlardır. Antik zamanlardan bu yana Dniester; olağanüstü doğası ve zengin doğal kaynakları ile, İnsanoğlunu daima şaşırtan bir bölge olmuştur. Bu bakış açısıyla, zengin bir biyoçeşitliliğe sahip olan zengin bir ekosistem olarak korunması gerektiği anlaşılmıştı. Çünkü Delta; insanlar için oldukça çekici olmuş, insanlara tüm imkanlarını her zaman kullanma şansı vermekteydi. Delta'daki kesin bir koruma altında bulunan milli park sahası hariç olmak üzere bu bölge; rekreasyon ve eko-turizm gibi herhangi bir sürdürülebilir iş kolu (sektör) için kullanılmaktadır. Milli Park kurmak için diğer önemli bir faktör ise; Dniester Delta'sının 1.000.000 kişilik Odesa kentine sadece 30 km. mesafede bulunmasıdır.

Park kurmak için ilk adım, oldukça güç koşullarda atılmıştı. İlk olarak güçlü ve iyi organize olmuş balıkçılardan ve avcılık derneklerinden büyük çapta protestolar ve dirençle karşılaşılmıştı. Elbette zengin bir doğal kaynak olarak bir deltanın nimetlerinden yararlanmakta olan kaçak avcıların bulunması beklenmeliydi. Bunlar, park kurma fikrine karşı çıkmışlar ve sorumlu yetkililerle bağlantılar kurmuşlardı.

Rusya'nın, birleşik devletler (USSR) dönemindeki yasaları altında bir 'milli park' kurmak için; sulak alanlardaki mevcut ekonomik çıkarları ortadan kaldırmak, zengin ekonomik alternatifler geliştirip ortaya koymakla mümkün olabilirdi. Bu halde, resmi yollardan bir park kurmak oldukça güçtü. Doğal rezervin korunması resmi olarak kolaydı, ancak bu koruma alanının statüsü; yöre halkının herhangi bir faaliyette bulunmasını yasakladığından dolayı, güçlü bir koruma altında olduğu bilinmekteydi. Yine de, gereken tüm belgeler derlenerek, bilimsel dokümanlar hazırlandı. Böylece, gelecekte kurulabilecek bir 'milli park'a doğru bir ilk adım olmak üzere; doğal bir rezerv kurmak amacıyla çalışmalara başlanmış olmaktaydı. Bu zaman zarfında, Avrupa Doğa Kurumu'ndan ("Euronature") destek alınmıştı. Sulak alanlar için bir sembolik resim olarak 'Glossy Ibis' konulu bir amblem yayınlanmış, yöre halkına ve yetkililere Dniester Deltası hakkında broşürler (el ilanları) dağıtılmıştı. Sonuçta bu çalışmalar, oldukça yararlı olmuştu.

Bir doğa rezervini ardışık adımlar olarak organize etmek gibi güç bir çalışma, 8 yıllık bir zamanı almıştı. 1993 yılında 7620 hektarlık bir koruma alanı, Dniester Deltasında kurulmuştu ("Dnestrovskie plavny" - Delta'nın sulak alan rezervi).
Bundan sonra artık milli park için çalışmalara başlanmıştı. 1994 yılında Ukrayna'nın ilk devlet başkanı; Dniester Deltasını da kapsayan tüm önemli doğa rezervlerinin, yakın bir gelecekte koruma alanı olarak belirlenmesine yönelik yeterince ilgilenmemişti. Birkaç yıl boyunca yöre halkı ve çocuklarla; EUCC, Kiev'deki Hollanda Büyükelçiliği, Soros Vakfı, ISAR tarafından temin edilen farklı eğitim programları yoluyla çalışılmış ve ekip olarak Dniester Deltasının bir 'milli park' olarak korunması hedefi gözetilmişti.

1996 yılında Ukrayna Parlamentosu, Ramsar Sözleşmesini kabul etmişti. Dniester Deltası ise bu Sözleşmenin, 'Uluslararası Önemdeki Sulak Alanlar' listesine dahil edilmişti.

EECONET Eylem Fonu (EECONET Action fund) dolayısıyla, Dniester Deltası civarındaki (yerel) köylerin belediye başkanları için Ukrayna'daki ilk Milli Park olan Karpatskiy'e bir çevre gezisi düzenlenmişti. 1980 yılındaki bu gezi çok önemliydi. Çünkü bu gezi sonrasında belediye başkanları, bu Parkın yerel topluluklar için önemini gerçekten anlamıştı. Geri döndüklerinde ise yerel meclislerde olumlu gelişmeler yaşanmış ancak, tamamen başarıya ulaşılamamıştı. Bir park kurmak için, daha çok eylem ve çaba gerektiği görülmekteydi.

1997-2000 yılları boyunca, EPCEM (Hollanda'da Öğrenciler için Çevre Programı) ile Dniester Deltasında bir milli park kurma fikriyle ilgili olarak, yöre halkının görüsünü araştırmak için birlikte çalışılmıştı. Bu araştırma ise, oldukça başarılı geçmiş olup, elde edilen sonuçlar ekibi daha gerçekçi kararlara yönlendirmişti.

2001 yılında yerel yetkililerle yapılan birçok toplantı ile, mevcut çalışmanın sürdürülmesi ve nihai olarak 2002 yılında milli parkın kurulması amaçlanmıştı. Yerel belediye başkanları ve yerel meclislerin üyeleri, Danube biyosfer rezervini ziyaret etmişlerdi. Bu kişilerin; bir koruma alanının nasıl bir işlev gördüğü, yerel halkın böylesi bir rezervde nasıl yaşadığı ve tüm sorunlarını nasıl çözdüğü konusunda eğitilmeleri amaçlanmıştı. Bu eğitim gezisi, kısmen EECONET Eylem Fonu'ndan destek görmüştü.

Son olarak 2001 yılında, Belyaevsky bölgesi için bir 'milli park' kurulması kararı alınmıştı. Birkaç ay önce de diğer 2 bölgede (Belgorod-Dniestrovvsky ve Ovidiopol) aynı kararlar kabul edilmişti. 11 Ocak 2002 tarihinde Odesa İlçe Konseyi; 21.400 hektarlık bir alanda 'milli park' kurulması kararını almıştı.

Bugün ise, Ukrayna Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı; Ukrayna devlet başkanının Dniester Deltasını milli park yapacak yasayı kabul etmesi talebini içeren tüm belgeleri derlemiş bulunmaktaydı. Tüm bunlar, 16 yıllık halk katılımlı çabaların Dniester Deltası üzerindeki sonuçları olarak görülmelidir. Başlangıçta artan protestolar, işbirliği ve gelişme ile sonuçlanmıştı.

Sulak Alanların Restorasyon Gereği ve Amacı:

Bilindiği üzere, uzun bir dönem boyunca antropojenik (yapay) baskıların, nehir ve özellikle Delta kısmında ortaya çıkması, bu bölgede radikal (aşırı) değişimlere neden olmuştu. Delta göllerindeki çamur seviyesinin yükselmesiyle oluşan toprak erozyonu; nehir kıyısındaki taşkın sahalarının (alüvyonal; çökeltili düzlüklerin - floodplain) hidrolojik döngüsünü değiştiren ve sulak alanların ekolojik kapasitesini düşüren, çoğu gölün su seviyesini kritik bir derinliğe indiren, bazılarını da 2,0-2,5 m. kalınlığa ulaşan siltli çamurla dolduran ve sulak alanların kendi parçaları arasındaki verimli değişimi (kaynak takasını) durduran en belirgin dönüşümlerden biridir. Bunlar ve bu gibi birçok yerel ve yapay işlevsel dönüşümler, Delta'daki ekolojik potansiyelin azalması ile sonuçlanmış ve artık bu sulak alan ekosistemi için zaman kalmamıştır.

Delta'nın yerel radikal dönüşümleri arasında, herşeyden önce insan eliyle balık üretimi (kültür balıkçılığı) ve tarımsal ihtiyaçlar için drenaj tesviyesinin (drainage smoother) gerekli olduğuna dikkat edilmelidir. Drenaj, 50 yıllık yağış periyodu için yapılır. Bununla birlikte en ağır süreç; 60. yıl sonu ile 70. yıl basında gözlenir. Bu zamanda Ukrayna ve Moldova bölgelerindeki Dniester Deltası drene edilir (taşkın suları uzaklaştırılır) ve taşkın koruma yapıları (seddeler - dike) kullanılarak 8.000 hektardan fazla tesviye edilmiş arazi korunabilir. (%80 oranı tamamen değiştirilmiş olan) sulak alan parçası, Moldova bölgesinde doğal döngüden çıkarılmış ve halihazırdaki uygulamada, bu ülke sınırları dahilindeki tüm sulak alanlar, çiftlik arazilerine ve balık üretme havuzlarına dönüştürülmüştür.

Dniester Deltası'nın en önemli sorunu; Dniester Nehri suyunun, sazlıklara ve çayırlara erişimindeki yetersizliktir. Nehre paralel olarak inşaa edilen ve Dniester Deltası boyunca mevcut olan anayol; sulak alanları Nehir suyundan ayırıp uzaklaştırmakta, suyun bu alanlara erişim yolunu kesmektedir (yapay eşik sorunu). Dniester Nehri ile sulak alanların bağlantısı, Moldova'nın tarımsal sahalarındaki seddeler ile kesilmiş durumdadır. Bu durum ayrıca, anayol üzerindeki taşkın seviyesini yükseltmekte ve böylece yol işletme maliyetlerini de artırmaktadır.
Ukrayna-Moldova Ortak Su Yönetim Projesi; sulak alanların tekrar Nehir suyu ile beslenmesini sağlamıştır. Proje; sulak alanın Moldova tarafında uygulanmış olup, bunun doğal etkileri ise ancak Dniester Deltası'nın Ukrayna kısmında gözlenmektedir.

Diğer bir sulak alan restorasyon projesi ise; geçmiş yıllarda bozulmuş olan sulak alanın ilave iki parçasındaki ekolojik koşulları geliştirmekle ilgilidir. Projenin hedefi; seddelerle taşkın yollarını keserek, küçük dereleri temizleyerek ve doğal bağlantıları ıslah ederek, Nehir ve Sulak Alanlar arasındaki yeterli su değişimini (takasını) düzenlemektir.

EECONET Eylem Fonu (EAF); bahsedilen tüm sulak alan restorasyon projelerini desteklemektedir. "Ecobridje", "Living lakes" ve "Birds oasis" isimli bu projeler; 1999-2001 yılları arasında gerçekleştirilmiştir.

Islah edilmiş sulak alanların taşkın altında kalması sonrasında, en zengin çayır ekosistemlerinin harcanması pahasına, ekolojik kapasitesini oldukça hızlı artırmıştır. Buralarda, balıkların doğal ortamda yumurtlaması desteklenmiş, göç ve yuvalanma sezonu esnasında su-altı kuluçka ile üreyen türlerin beslenmesi garanti altına alınmıştır.

Böylece, bugünlerde bozulmuş olan sulak alanların yeniden canlandırılması (doğal ortamına yeniden kavuşturulması); sulak alanların etkinliğinin artırılmasında, Ukrayna'daki Dniester Nehrinin aşağı kısmındaki biyolojik çeşitliliğin tekrar üretilmesinde ve korunmasında en büyük mekanizmalardan biridir. Bu restore edilen bölge, Ukrayna ve Moldova için ilk defa yapılan bir çalışma olmaktadır. Bu bölge; restorasyon kapsamındaki
- 'Kaşık-gaga' (spoonbill; 'Anas clypeata')',
- 'Parlak Balıkçıl' ('Glossy Ibis'),
- 'Cüce Karabatak' (Pygmy Cormorant),
- 'Beyaz Pelikan', ve
- 'Büyük Balıkçıl' ('Great Egret')
türleri için büyük bir beslenme ve üreme alanıdır. Burada ayrıca, ana yolun işletme maliyetlerinin azalması nedeniyle, ekonomik bir kazanç ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan da, balıklar için yumurtlama ve yaşam alanları yeterince artırılmış olmaktadır.
Proje; EAF tarafından sponsor olarak yardım almış olup, Odesa kent idaresince, Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Odesa Bürosunca, bir Moldova köyü olan Palanka'nın resmi yerel yetkililerince ve Moldova Doğal Koruma Bakanlığınca da resmi olarak desteklenmiştir.

Bu safhadan sonra kamuoyu, Odessa - Kiev - Moldova resmi yetkililerini biraraya getirmekte ve bölgedeki sorunları çözmektedir. Bu çalışmalar, Moldova'nın sınır-ötesi biyosfer rezervinin korunması konusunun ele alınmasını ve düzenlenmesini talep etmesiyle sonuçlanmıştır. Çalışmalar, yüksek düzeyli STÖ tarafından da izlenmiştir. Mayaky köylerine gelen ziyaretçilerin Milli Park'ı araştırmaları (sorgulamaları) ve idari düzenlemeler konusunda işbirliğinin gerçekleştirilmesi; yapılan çalışmaların, sürdürülebilir gelişme planının bir parçası olduğunu göstermektedir.

Doğal rezerv üzerinde olması nedeniyle yeni yol inşaatı, başka bir gerekli protesto ile karşılaşmıştı. Ancak bu defa, siyasi parti toplantıları ile birlikte yol inşaatı durdurulmuş olup, Ukrayna ve Moldova devlet başkanları mevcut sınırlar üzerindeki aşırı uzatılmış olan yolun yapımı için anlaşmışlardır. Yeni bir yol gereksiz görülmüştür. STÖ' nün yeni rolü, idarenin sorunlarının çözülmesine katkıda bulunmak ve çoğunlukla da doğa koruma çalışmaları yapmaktır.

Burada verilen örnek; halkın katılımı konusunda bir uygulama örneği sunmakta olup, Ukrayna'daki STÖ'lerin yaban hayatını koruması, desteklemesi, yardım etmesi ve yerel toplulukların sürdürülebilir gelişmeye katılmasını örneklemektedir.

Dniester Nehri; Karadeniz Havzasının bir parçasıdır.

Karadeniz; Dünya'nın en büyük kapalı ve anoksik bir denizi olarak bilinmektedir. Karadeniz Havzası, insan faaliyetlerinden kaynaklanan en ağır derecedeki etkilere maruz kalmaktadır. Çünkü bu havzada yaşamakta olan 171 milyon kişinin 10 milyonu, Dniester Nehri havzasında bulunmaktadır. Karadeniz kıyıları; yaz sezonunda 40 milyon kişiye kadar ulaşan önemli bir turistik alandır. Karadeniz 1992'ye dek, herhangi bir ortak politika veya yasal bir rejim tarafından korunmamıştır. Yakın bir zamanda ise, 6 adet ülkenin çevre bakanlıklarınca kabul edilmiş olan bir politika (Odesa Deklarasyonu, Nisan 1993) ile; çevresel değerlendirmelerin iyileştirilmesi, kirleticilerin izlenmesi ve 'canlı doğal kaynakların restorasyonu, korunması ve idaresi için kapsamlı ve koordineli planların geliştirilmesi' amaçlanmıştır.

Karadeniz; 461 000 km2 yüzey alanı ve ortalama derinliği 1240 m. olan bir denizdir. Alanının yaklaşık %25'i ise, 200 m.'den daha az derinlikli 'kuzeybatı kıta sahanlığı' ile kaplıdır. Bu kuzeybatı alanına, en büyük nehirler (Danube, Dnepr, Dniester ve Yuzhnyy Bug) boşalım yapmaktadır. Karadeniz; diğer (Akdeniz, Ege,..) denizlere yalnızca İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı yoluyla sağlanan bir bağlantıya sahiptir. Bu bağlantı; sığ (50 m.) ve dardır. Akdeniz'den tuzlu deniz suyunun girişi; Karadeniz'den yüzey sularının çıkışı ile karşılanmaktadır. Karadeniz'e giriş yapan bu iki kaynakla birlikte, yüzeyde kalan temizsu ile derinlerdeki daha yoğun özellikteki su; bir 'tabakalaşma' ortaya çıkarmaktadır. Yoğunluk farkının varlığı ve düşey akımların olmaması; bu iki su tabakasının birbiri ile karışmasını ve bunu izleyen yüzeyden-diplere doğru bir oksijen aktarımını engellemektedir. Organik maddelerin bozunması ile birlikte, 150-200 metreden daha derinlerde Karadeniz'i kalıcı olarak anoksik (oksijensiz) bırakmakta ve toplam su hacminin %90 oranı ise anoksik olmaktadır. Bu koşullarla birlikte, nitratlarda ve özellikle sülfatlarda bol olarak bulunan oksijeni kullanarak, organik maddelerin daha fazla bozunmasına neden olunmaktadır. Bu 'kimyasal indirgenme tepkimesi' ise; 'hidrojen sülfat'ın oluşumu ile sonuçlanmaktadır.

Karadeniz'e nehirler ve atmosfer yoluyla verilmekte olan besin yükü, muhtemelen fosfatlı deterjanların geniş çaplı kullanımı ve yoğun tarımın bir sonucu olarak son yıllarda kayda değer bir ölçüde artmaktadır. Karadeniz'e giren azotun %65'i nehirler yoluyla gelmekte olup, bunun %10 oranındaki miktarı ise sadece Dniester Nehrinden kaynaklanmaktadır. Tarım (%31) ve evsel atıksular (%26) ise, en büyük kirletici katkıya sahiptir. Diğer önemli kirleticiler, atmosferik (%19) ve sanayi (%17) kaynaklıdır. Birbirinden farklı kirletici kaynaklar hakkındaki veriler oldukça kısıtlı olduğundan; verilen bu % değerleri yaklaşık bir tahmin olabilmektedir.

Sulak Alanların Önemi:

Dniester Nehri; 1350 km uzunluğunda olup, 550 km.'si Moldova'da yer almaktadır. Nehir; 322 m3/sn ortalama debiye sahip olup, yılda 3-11 defa taşkınlara yol açmaktadır. Bu nehir; ekosistemin tamamının işlevinde anahtar bir rol oynayan faktördür. Dniester sulak alanı; Karadeniz bölgesinde hiç dokunulmamış (insan etkisi olmamış) bir 'sulak alan ekosistemi'ni temsil etmektedir. Bu sulak alan; geniş çaptaki sazlık alanlar, temizsulara sahip olan göller, nehir kıyısı özelliğini taşıyan ormanlar, liman, taşkın sahaları (alüvyonal düzlükler), bataklıklar, bataklık meraları, birçok nadir bulunan ve nesli tükenme tehlikesi altında bulunan türleri kapsamaktadır.

Dniester Nehri Deltası; Ukrayna'nın Karadeniz kıyılarındaki tek ekolojik sistemidir. Delta ekosisteminde; birçok kanal, göl, taşkın alanı ormanı (alüvyonal düzlüklerdeki bitki örtüsü), gözalıcı yaban flora ve faunası, çalışkan insanları ve zengin tarımı ile birlikte temizsulara sahip olan sulak alanlar bulunmaktadır.

Movdova'ya ait olan 'Yukarı Delta'; uygulamada ıslah edilmiş ve ekilebilir toprağa dönüştürülmüştür. Ukrayna tarafındaki 'Aşağı Delta' ise; 220 km.'den daha fazla bir sahayı kaplamakta olan Karadeniz bölgesindeki en büyük sulak alanlardan biri konumundadır. Sonsuz (hiç bitmeyen) kanallar, Beloye, Tudorovo, Putrino, Pisarskoye, Krugloye, Dragan gibi göllerin onlarcası, ılımlı ve rahat bir iklimle bitki ve hayvan toplulukları için benzersiz koşullar yaratmaktadırlar. Dniester Havzasında mevcut olan ekosistem birimlerinin (bileşenlerinin) tümü; deniz taşıtlarının Dniester içmesuyunu etkilediği ve buradan tüm Dünya'ya yayıldığı bir konumda olup, geniş bir kültür merkezi olan Odesa kentinden 30 km. uzaktadır.

Dniester Deltası ve içindeki yaban hayatı; Amazon Nehrinin genişliğine ulaşan bir yapı ile, tam olarak bir 'cazibe merkezi' oluşturmaktadır. Ancak Delta; doğadaki her bir güzel ve narin yaratık gibi, özen gösterilmeye ve ilgilenilmeye gerek duymaktadır. Bu ilgi; sadece hükümetler tarafından değil, Delta'yı ziyaret eden ve Delta'nın büyüleyici güzelliğinden etkilenen her birey tarafından da gösterilmelidir.

Dniester Deltası Sulak Alan Değerleri:

Dniester Deltası Sulak Alanı; kara ve su arasında bir geçim konumu sergilemesi açısından önemlidir. Bu ekosistemin fiziksel, kimyasal ve biyolojik bileşenleri arasındaki mevcut ekolojik etkileşimler; insan toplulukları için önemli olan 'sosyo-kültürel, ekonomik ve ekolojik değerler' olarak anılan mal ve hizmetleri üretmektedir.

Sosyo-kültürel Değerler:

Dniester Deltasında farklı sosyo-kültürel değerler bulunmaktadır:

  • Rekreasyonel:
    Bir sulak alanın rekreasyonel parçası; halka açık olup, ziyaretler, kısmen organize edilmiştir: rekreasyonel avcılık ve balıkçılık, kayıkla gezinti, kuş gözlemciliği.
  • Eğitsel:
    Dniester Deltası yerel ve bölgesel sivil toplum örgütlerinin yaban hayatını koruma kolları tarafından, çevresel eğitim ve halkın doğanın korunması konusunda bilgilendirilmesi için bir örnek olarak kullanılmaktadır.
  • Tarihsel:
    Çağlar boyunca Dniester Delta bölgesi, farklı orijinlerden ve milletlerden olan insanlara cazip gelmiş ve onların geçimini temin etmiştir.
    Dniester Deltası, Dniester Haliç'i (Dniester Nehrinin ağız kısmı) ve komşu bölgeler; Karadeniz bölgesinin antik ve efsanevi bir sahalarıdır. Belgorod-Dnestrovky kasabası, Ukrayna'nın en yeşil ve güzel kasabası olup, 2500 yıl önce burada kurulmuştur. Dünyadaki en eski 10 şehirden biri olan bu kasaba, yüzyıllar boyunca tarihinde birçok dile ait 12 farklı yer ismine sahip olup, bunlardan en köklü olanı ise ('Bely'; beyaz) korumuştur.

En çarpıcı anıtlardan biri ise, M.S. 14.-15. yüzyıllarda Slavlar tarafından Dniester Halicinin hemen yanında inşaa edilen bir hisardır. Bu, su anda binlerce insani kendine çeken, en değerli tarihi ve mimari bir anıttır.

Bu bölgenin kültürel mirası olarak, yüzyıllarca süren bir adet olan sazlıkların biçilmesi, çatıların örtüsü ve çit malzemesi olarak kullanılması geleneği; yakacak odun olarak değerlendirilmesi kadar yaygındır. 1794'te kurulan Odesa kentindeki çoğu ev, Delta'daki sazlıklar kullanılarak inşaa edilmiştir. Bu sazlıklar ayrıca, Dünya çapında ünlü olan Odesa Opera Evi'nin inşaatı esnasında da kullanılmıştır.

Çömlekçilik ve sazlarla yapılan örmecilik (sepetçilik) ayrıca, şarapçılık kadar yaygın bir tarihe sahiptir. Bunlar, İsviçreli-Fransızlar tarafından 19. yüzyıl başlarında kullanılmıştır.

Ekonomik Değerler:

Bu değerler, 2 farklı alt-sınıfa ayrılır:

  • Üretici Değerleri:
    tarım, açık deniz balıkçılığı, balık çiftlikleri ve ormancılık.

    Tüketici Değerleri:
    balıkçılık, yakacak odun kesimi, sığır otlatma, sazlık kesimi ve avcılık.

Ekolojik Değerler:

Dniester sulak alanları; farklı hidrolojik, besin ve tuzluluk rejimlerine uyum gösteren tek bölge olmaktadır. Sulak alanlar, erozyonu önlemekte ve su kalitesini sürdürmekte önemli bir rol oynamaktadır. Bunlar; nadir bulunan ve tehlike altındaki türler ile özellikle kuşlar için bir 'barınak' olmakla oldukça üretken bir habitat çeşitliliği sağlamaktadır.

Coğrafik olarak Dniester Delta'sının, kuşların Pontik göç yolu üzerinde konumlu olduğu bilinmektedir. Ukrayna'nın tüm kuş türlerinin %90'ına ulaşan bir oranda gözlenen ve 300'den fazla kuş türüne, yılın tüm mevsimlerinde buradaki sulak alanlarda ve kıyı bölgelerinde rastlanmaktadır. Kuşlar, yıllık hayat döngülerini sonlandırmak için, birçok farklı sulak alanı kullanabilirler. Sadece bir tür veya aynı türler, farklı habitatları kullanırken tam tersine; farklı türler sadece bir tek veya aynı habitatı kullanmaktadır. Bu durum, sulak alanlar ekosisteminin yapısal ve işlevsel bileşenleri ile, çoğu kuş türleri arasında düşey ve yatay bir bağımlılığa neden olmaktadır.

Kuş türleri ailesi olarak 'Pelicanidae', 'Phalacrocoridae', 'Ardeidae', 'Ciconiidae', 'Threskiornithidae', 'Charadriidae', 'Laridae', 'Anatidae', 'Rallidae', 'Gruidae'; tüm hayat döngüleri esnasındaki mola (konaklama) zamanlarında bu habitatlarda yaşamaktadır. Buradan çıkarılabilecek esas sonuçlardan biri ise; Dniester Deltasında göçmen kuşların zengin tür çeşitliliğini korumak olmalıdır. Çoğunlukla, bir doğal biyotop olan tüm habitat çeşitliliğini korumak bir gerekliliktir. Bununla birlikte, balık üretme çiftlikleri ve tarımsal alanlar gibi yapay bölgelerde ise kuşlar, insan faaliyetlerinden korunmamaktadırlar. Buralarda kuşlar, ürkmekte ve tarımsal hasadı korumak isteyen insanların kullandığı silahlarla vurulmaktadırlar. Vurma izni sadece, çoğu kez sıradan (bol bulunan) 'karabatak', 'martı' ve 'ördek' gibi türlerle sınırlı kalmamakta ve nadir bulunan türleri de kapsamaktadır. Bu husus; göçmen kuşların bu bölgede koruma altına alınması gereğini açıklamaktadır.
Dniester Delta'sındaki yaygın habitat ağı; 100'den fazla kuş türüne su-altı kuluçka yuvaları için bir alan sağlamaktadır. Bu habitat içinde barınan 'Ardeidae', 'Threskiornithidae', 'Anatidae' ve 'Rallidae' gibi çoğu türler; sazlıklar içinde yuva yaparlar. Uluslararası bir statü veren ve doğal kaynakların korunması ile idaresi için önlemler alan Ramsar Sözleşmesinde; tüm bu habitatlar sınıflandırılmıştır.

Dniester Delta'sındaki kışlar; ılıman ve deniz iklimi şeklinde olup, buzların çözülmesi ve hafif don olayları ile birlikte, sıfırın altına ve üstüne kayan, oldukça aşırı değişken bir sıcaklık aralığı ile yaşanmaktadır. Bununla birlikte belirli yıllarda, 1995-1997, 1999-2000, 2002-2003 kış sezonlarında Delta'nın neredeyse tümü kar ile örtülmüş olup, sulak alanlarsa buz ile kaplanmıştır. Sadece birkaç tuzlu (sodalı) su ortamı (habitatı) ve deniz kıyısı, kış sezonunda su-altı kuluçka yuvalarına uygun iklim koşulları sağlamıştır.

Biyotopların çeşitliliği; ılıman kış iklimi ve verimli düzlüklerin tümü de; çoğu türleri Avrupa'dan Dniester Delta'sına kışlama için çekmektedir. Bu bağlamda 'Anatidae' türü, en fazla sayıda göç edenler arasında yer almakta olup, bazı yıllarda ise toplam 30.000-50.000 adede ulaşabilmiştir. Dniestrovsky limanı; kuşların beslendiği, dinlendiği ve gecelediği bir mevki olmaktadır. Bununla birlikte 'kaz' türü, beslenmek için tarımsal alanları tercih etmektedir. Bazı yıllarda Dniester Delta'sındaki 'kış sezonu türleri' için, bu grup en karakteristik olanıdır. Bunlar kış buğdaygillerinin taze filizleriyle beslendiği için; hasat koruma önlemlerinden etkilenmektedirler.
Dniester Delta'sındaki sulak alanlarda, 5 adet 'kaz' türü bulunmaktadır ('Anser fabalis', 'Anser erythropus', 'Anser anser', 'Rufibrenta ruficollis', 'Anser albifrons'). 'Anser albifrons' ise, en çok sayıda bulunan bir kaz türü olup, kış mevsiminde sayıları 30.000'i aşmaktadır. Bunlar, kışın, buğday tarlalarında beslenmektedir.
Rusya üzerinden yuva yapacakları yerlere uçan 'Rufibrenta ruficollis' türü; 'Anser albifrons' türü ile birlikte karışmış sürüler halinde bulunurlar. Ocak 2001'de Dniester Delta'sında gecelemek amacıyla konakladıkları ve doğal kıyı habitatları ile çiftliklerde beslendikleri anlarda, bu türün azami birey toplam sayısı 12.000 adet olarak gözlenmiştir.

Böylece Dniester Delta'sı; çok önemli bir ekolojik koridor (geçit) olmaktadır. 2000 yılında Ukrayna Parlamentosu, Ukrayna'daki 'ekolojik ağ' ile ilgili bir yasayı kabul etmiştir. Bu yasa; Dniester Delta'sının, 'Dniester Havzası'nın Eko-koridoru' için ve 'Azak Denizi-Karadeniz Kıyısal Eko-koridoru' için çok önemli olduğu hususunu deklare etmiştir. Bu; Avrupa'daki ECONET (ekolojik ağ) için önemli bir saha olmaktadır.

Geri İleri