Bulunduğunuz bölüm: / Niçin / Klasik Kıyı Turizminde Sorunlar

 

Çevresel Etkiler

Turizm, kısa süreli olarak temin edilen enerji, besin, toprak ve su gibi yerel kaynaklar üzerinde oldukça büyük bir etki yaratırlar.
Üçüncü Avrupa Çevre Değerlendirmesi’ne (EEA, 2003) göre, turizmin tatil beldeleri çevresi ve insanlar üzerindeki dolaysız ve yerel etkisi, mevsimsel yoğunluğa bağlı olmaktadır.

Birçok olumsuz etki, aşağıda belirtilen faaliyetler sonucunda ortaya çıkmaktadır:

  1. Turizm ve boş zamanları değerlendirme faaliyetlerinden dolayı su ve arazinin yoğun kullanımı.
  2. Enerjinin kullanımı ve dağıtımı.
  3. Altyapı inşaatları, binalar ve faaliyetlerden dolayı peyzaj üzerindeki değişimler.
  4. Hava kirlenmesi ve atıklar.
  5. Tarımsal toprakların bozulması (bitki örtüsünün bozulması ve hasar verilmesi).
  6. Yerel halkın ve hayvan türlerinin rahatsız edilmesi örneğin gürültü yoluyla).

Duyarlı doğal alanların giderek artan sayıdaki turist tarafından ziyaret edilmesi, doğa koruma çalışmalarını tehlikeye atmaktadır. Tarım ve ormancılık gibi diğer sektörlerle turistik kalkınma arasında ayrıca bazı çatışmalar ortaya çıkmaktadır.

Biyoçeşitlilik üzerindeki etkiler

Turizm yaban hayatının habitat ve doğal kaynaklarla rekabet içinde olması gibi birçok yolla biyoçeşitliliğin azalmasına neden olmaktadır. Daha özel olarak, biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz etkiler, burada belirtilmektedir.


 

Örnek
Caretta Caretta’ların önemli bir kuluçka bölgesi olan Zakynthos (Yunanistan)’da, kumlu plajları boyunca uzanan kıyıdaki yuvalama yerleri, turistik faaliyetlerden dolayı rahatsız edilmekte ve ortadan kaldırılmaktadır. Ancak ne yazık ki; turistik sezonun en yoğun olduğu zamanla duyarlı su kaplumbağalarının yuvalama mevsimi zaman olarak çakışmaktadır (EC, 2002).

Çıralı örneğine bakınız.
Commander Adaları örneğine bakınız.

Su kaynakları üzerindeki baskılar

Su (özellikle içmesuyu), en kritik doğal kaynaklardan birisidir. Turizm endüstrisi; oteller, yüzme havuzları, golf alanları ve bireysel sarfiyat için su kaynaklarını genel olarak aşırı derecede kullanmaktadır. Bu tür kullanımlar, büyük miktarda atıksu üretmesi yanında, su temini sürecinin bozulması ve su kıtlığı ile sonuçlanmaktadır.

Örneğin, Antalya kentindeki ortalama su tüketimi, kişi başına günlük 250 litre, turizm alanlarında ise 600 litreyi geçmektedir. İspanya - Mallorca’da, kırsal kesimde kişi başına günlük su tüketimi 140 litre, turizm alanlarında 440 litre, yüksek gelir düzeyini barındıran kuruluşlarda ise bu tüketim 880 litreye ulaşmaktadır (EEA, 2001).

Arazi Kaybı

Turizm tesislerinin, yolların ve havaalanlarının inşaatlarından hem yenilenebilir hem de yenilenmeyen doğal kaynaklar üzerindeki doğrudan etkileri; konaklama, diğer altyapı gerekleri ve kum madeni (!) gibi inşaat malzemesi olarak değerlendirmek üzere arazinin kullanılmasından dolayıdır. Ormanlardan çoğu kez yakıt olarak kullanılmak üzere odun toplanması ve arazinin temizlenmesi (ormansızlaştırma), turizmin olumsuz yönde etkilenmesine yol açmaktadır. Bu durum, son 30 yıldır yazlık evler ve otel inşaatları nedeniyle ormanların ortadan kaldırıldığı Türkiye’de, birçok değerli kıyı alanlarında gözlenmektedir.

Örnek
Mykonos: kozmopolit ve hızla kentleşen bir ada (EC, 2002)

Mykonos Adası (Yunanistan); son 30 yıldır hızlı bir turizm kalkınması yaşanan ve uluslararası üne kavuşmuş bir tatil beldesidir. Turizm endüstrisindeki (yatak sayıları, eğlence mekanları, vs.) gelişmelere paralel olarak; son onyıl boyunca nüfusunu kaybeden diğer Yunan adalarının tam tersine, bu adanın nüfusu büyük rakamlara ulaşmıştır. Ada’daki bu büyüme, altyapıların artmasının (limanların genişlemesi, ulaşım ağının geliştirilmesi, bir barajın yapımı, vs.) bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Tüm bu yatırımlar, turistlerin ve diğer ziyaretçilerin Ada’da kalacakları yerlerin kapasitelerinin daha fazla artmasında itici güç olmuştur. Ancak bazı göstergeler (özellikle yaz sezonundaki kalabalık, park alanlarının yetersizliği, yüksek suç oranı, su ve toprak kirlenmesi) Ada’da gözlenen doygunluğun işaretlerini vermektedir. Ada’nın oldukça sınırlı olan arazi varlığının çok büyük bir oranı; aşırı yoğun konut inşaatları, turistik yapılar ve bunların yan sanayiinin gerektirdiği altyapılar veya kalanları da geleceğe yönelik spekülasyonlar yüzünden kullanılmayan ve böylece çok geniş tarımsal arazilerin kaybına yolaçan faaliyetler tarafından harcanmaktadır. Ada’da bulunan diğer yeni gelişen köylerle birlikte, kalkınmanın ilk safhasında turizm endüstrisine dayalı ve geleneksel tarzda düzenlenmiş iki yerleşim alanı, turizmdeki denetimsiz ve hızlı gelişmenin bir sonucu olarak çevre kalitesi özellikleri ve yapılaşmış sahaların hacmi büyük ölçekte dönüşüme uğramıştır. Hızlı kentleşme ayrıca, sosyo-ekonomik yapıyı ve yerel kültür değerlerini değiştirmiştir (Coccossis H., Parpairis A., 1996).
Örnek
Türkiye’deki yazlık evlerin gelişimi


Ülkemizde Kuşadası-Davutlar bölgesindeki toplam 30 kilometrelik kıyı çizgisinin 750 metresi, 1975’ten 1985’e kadar geçen süre boyunca yazlık evlerle kaplanmıştır. Bu evler, daha büyük kentlerde yaşayan orta veya yüksek gelir düzeyindeki insanlar tarafından satın alınmakta veya yaptırılmaktadır. Bu durum, zamanla değeri artan iyi bir yatırım aracı olarak görülmesi kadar, büyük kentlerdeki stresten kaçış için geçici bir rahatlama sağlamakta ve emeklilik sonrasında ise kalıcı bir barınma yeri olarak değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte sözkonusu eğilim, aşırı miktarda ormanın, boş (rekreasyonel) alanın ve tarımsal arazilerin kaybı ile sonuçlanmaktadır. Su kaynakları üzerindeki artan baskılar, çoğu alanda su sıkıntısına yolaçmakta ve atık sorunları da artış göstermektedir. Elektrik kısıntıları ve kesintileri, birçok turistik bölgede oldukça çok rastlanan bir durumdur.

 
Hava kirlenmesi ve Gürültü

Havayolu, karayolu ve demiryolu ile yapılan taşımacılık, çok fazla sayıda artan turist hacmi ve aşırı yüksek oranda yer değiştirmeleri (mobilite) ile birlikte sürekli olarak artış göstermektedir. Bugün için turizm sektörü, %60’ı aşan havayolu seyahatlerini açıklamakta ve bu yüzden, karbondioksit (CO2) gibi hava emisyonlarının önemli bir payından sorumlu tutulmaktadır. Taşımacılıktan kaynaklanan emisyonlar ve enerji üretiminden gelen emisyonlar, asit yağmurları, küresel ısınma ve aşırı derecede yerel hava kirlenmesi sorunları ile bağlantılıdır.

Uçaklardan, motosikletlerden (mobiletler), otobüslerden olduğu kadar kar otomobilleri ve su motosikleti (jet-ski) gibi rekreasyonel araçlardan kaynaklanan kaynaklanan gürültü kirliliği; huzur bozucu, strese yolaçan ve hatta işitme kayıplarına neden olan bir sorun olarak görülmektedir .

Enerji Kullanımı

Oteller, çok büyük oranda su tüketen abonelerdir. Otelde kalan bir turist, yerel bir kullanıcının bir günde harcadığı suyun ortalama olarak üçte birini tüketmektedir. Tek yıldızlı bir otelin (m²) alan başına yıllık enerji tüketimi; 157 kWh’dır (4 yıldızlı bir otelde ise bu değer 380 kWh) (EEA, 2003). Bununla birlikte çoğu zaman altyapıların kapasiteleri, pik dönemler için tasarlanmamaktadır.
Bazı turizm iş kollarında, enerji verimliliğini artıran önlemler kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin, İngiltere’deki otellerde, 1997 ile 1999 yılları arasında yıllık 9000 tona kadar karbon dioksit ‘tasarruf’ edilmiştir.

Su kirliliği

Otellerin, rekreasyon ve diğer tesislerin inşaa edilmesi, tatil beldelerinde özellikle yoğun sezonda barınan insanların düşük sezondakinin birkaç katı fazla olması nedeniyle, çoğu defa atıksu uzaklaştırma tesislerinde de (daha çok pik hidrolik değerlerin karşılanması açısından) kapasite artışlarına yolaçmaktadır. Atıksu arıtım tesisleri, çoğu kez pik sezondaki aşırı artışlara göre inşaa edilmediğinden, atıksu miktarının yüksek hacimlerini karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Böylece atıksu, turistik beldeleri çevreleyen denizleri ve gölleri kirletmekte, bitki ve hayvan türlerine zarar vermektedir. Atıksu taşkınları, ‘Bloom algae’ (Alg filizi) büyümesini hızlandırdığından ve ‘hypoxia’ (düşük oksijen konsantrasyonu) olayına yolaçtığından, mercan kayalıklarına çok ciddi boyutta hasar vermektedir. Sulak eko-sistemlerde düşük oksijen; suyun litresi başına 2-3 miligramdan az oksijen konsantrasyonu anlamındadır (<2-3 mg/lt). Hypoxia’nın doğrudan etkisi, sadece değerli balık stoklarını tüketen ve ekosisteme hasar veren değil, ayrıca yerel halk için hoş olmayan bir durum yaratan ve yerel turizme zarar veren balık ölümlerine yolaçar. Hypoxia, her ne kadar esas olarak temiz göller için bir sorun olarak görülebilirse de, haliçler ve kıyı suları için de öncelikli bir problemdir. Diğer taraftan, Alg Filizleri daha büyük sorunların da bir göstergesidir. Böyle bir durumda okyanus, (alg türüne bağlı olarak) yeşil veya kırmızı bir renge büründüğünden, kıyı sularındaki turistler için nahoş bir görüntü ortaya çıkar ve insanların yüzme sporu yapmalarına da izin verilmez. Siltasyon (sürüntü malzemelerinin birikimi, dip çamuru) ve tuzluluktaki değişimler, kıyı çevresinde çok çeşitli sorunları ortaya çıkartır. Lağımdan kaynaklanan kirlenme, insan ve hayvan sağlığını ayrıca tehdit etmektedir.

Örnek
"EL BURRERO" Plajı
Sürdürülebilir Olmayan Kıyı Erozyon Yönetimi


Proje Sahası
"EL BURRERO" yalnızca kent merkezi için değil, tüm iç bölgeler için de bir tatil beldesi ve rekreasyonel alandır. Dahası, yaz sezonunda 600-1000 kişi arasındaki düzenli (kalıcı) nüfus, 5000-6000 kişiye ulaşmaktadır.

Projeye başlanmadan önce, "EL BURRERO" iri kaya parçalarıyla dolu bir plaj olup, bunun sadece üçte biri kumluydu. Sahil güneye doğru kayalık plajlar, taşlı düzlükler, balıkçılık sektörü ve biyoçeşitlilik için çok önemli olan gel-git havuzları ile devam eder.

Eylemler
Proje, kumlu plajların genişletilmesini amaçlamakta ve tüm beldeyi ziyaretçiler için çekici hale getirmeyi hedeflemektedir. Böyle yapmak için, seddeler (bentler) ve bir deniz kıyısı gezinti yolu inşaa edilmiş, 500 metre boyunca bazı noktalarda yapay kum beslemesi başlatılmıştır.

Projenin Sonuçları
Ortaya çıkan gerçekler, bu beldenin meteorolojik, oşinoğrafik ve biyolojik koşullarının proje tasarımına hiç uygun olmadığını göstermiştir.

  • Kuzeydeki denizde, kum duvarlarda birikerek plajı kent merkezinden ayırmıştır.
  • Güneydeki sahil gezinti yolu sahasında ise kum, ıslak zeminden rüzgar tarafından süpürülerek, plajın arkasına sürülmüştür. Bu süreç yüzünden, kum aşırı bir şekilde gezinti yolu duvarında birikim yapmıştır.
  • Bu projenin sonuçları, deniz tabanı açısından bir felaket olmuştur. Bu bölgede kayalık olan deniz tabanı, çok geniş bir biyoçeşitlilikle kabuklular, omurgasızlar ve balıklar tarafından koloniler oluşturulmuştur. Bu proje yüzünden değişen kum hareketleri, türlerin çeşitliliğinde ile popülasyonunda oldukça zorlayıcı kayıplara ve böylece yerel ekonomide hasara neden olacak şekilde, kayalık alt katmanı dipte gömülü bırakmıştır. Bu olumsuz durum, sadece faaliyet gösterilmekte olan sahayı değil, ayrıca bu beldenin güneyine doğru uzanan kayalık yapıdaki deniz tabanını da etkilemiştir.
  • Ayrıca, denizden beslenen doğal kum katmanı, kuzeydeki sedde (dike) inşaatı nedeniyle önemli derecede azalmıştır. Bu ise çok şiddetli yağan yağmurların gelecek dönemlerde, gezinti yoluna ve yakındaki binalara ciddi hasar vermesini mümkün kılmaktadır.
  • Bu proje tarafından üstlenilen işler, plaj koşullarını geliştirmemişler, tam tersine plaj için gereken şartları ortadan kaldırmışlardı.


Düzeltici Önlemler
Son dört yılda belediye yetkilileri, bu proje yoluyla ortaya çıkan sorunları çözmek için bazı eylemler gerçekleştirmiştir. Bu önlemlerin – kum çıkarılması, rüzgar eleklerinin inşaatı – kıyı dinamiği (hareketleri) hakkında yeterince bilgi sahibi olunmadan gerçekleştirilmesi nedeniyle, proje hedeflerine ulaşılması mümkün olmamıştır.

Genel Bakış
Geçtiğimiz yıldan itibaren resmi kıyı yetkilileri, ilk uygulamada yapılan hataları gidermek amacıyla yeni bir proje hazırlığı başlatmışlardır. Çevredeki dernekler, çevrebilimciler ve belediye yetkililerle birlikte, tüm taraflar için doyurucu bir çözüm bulmak amacıyla halen toplantılar yapılmaktadır.


Estetik Kirlenme

Bazı yerlerde, doğal özellikler ile tatil beldesinin yerli mimari yapılarını birleştirmekte başarısız kaldığı için klasik turizm suçlanmıştır. Geniş ve yöreye hakim konumdaki tatil yerleri, herhangi bir doğal çevredeki bir yerden göze çarpmakta ve yerli yapısal tasarım ile uyuşmamaktadır.
Yüksek yoğunlukta turist faaliyetleri bulunan ve doğal çekiciliği göze çarpan bazı sahalarda, atık uzaklaştırma işlemi oldukça ciddi bir sorundur. Uygun olmayan bir uzaklaştırma ise, doğal çevrenin en büyük kirleticisi olabilmektedir. Katı atık ve döküntü çöpler, su ve sahil şeridinin fiziksel görünüşlerini bozabilirler.

Kıyı Erozyonu

Yat limanları, dalgakıranlar ve sahil yapılarının gerçekleştirilmesi, sediman (sürüntü malzemesi) akımında ve sonuçta kıyı erozyonunda değişimlere yolaçmaktadır. Kıyı topraklarından ve sığ kıyı alanlarından inşaat malzemelerinin çıkarılması, iç bölgelerdeki ormanlara ve Posidonia yataklarına zarar verebilir, sonuçta erozyona neden olur.

–Mamaia– örnek çalışmasına bakınız.



Geri İleri

 


Bu Site, Internet Explorer 4 ve üzeri sürümlerde en iyi izlenebilir
Top